Bolvadin, Afyonkarahisar 0 (272) 612 8610 tugraofset@hotmail.com
Oku

Eber Gölü 36 Yılda Nereden Nereye Geldi

eber-golu-36-yilda-nereden-nereye-geldi_c4107dd2-af1d-4eab-c17e-08d9190da2f5

Eber Gölü 36 Yılda Nereden Nereye Geldi

'Göller Yöresi' olarak bilinen bölgedeki Burdur, Eber, Akşehir, Işıklı Gölü ve Acıgöl'deki su seviyesinin kuraklık nedeniyle düşüşü, 1984 ve 2020 yılları arasında çekilen uydu fotoğraflarıyla belgelendi. 36 yıl boyunca çekilen fotoğrafların time lapse (hızlandırılmış) video haline dönüştürülmesiyle ciddi oranda su çekilmesi meydana geldiği görüldü.
Türkiye'de son yıllarda artan kuraklık nedeniyle su kaynaklarında ve göllerdeki su seviyesinde gözle görülür azalma yaşanıyor. Ülkede çoğu göldeki su seviyesi düşerken, bazıları ise tamamen kurudu.
Bu değişim, son 36 yıllık uydu fotoğraflarıyla tespit edildi. Fotoğrafların Google Earth tarafından time lapse özelliğiyle birleştirilmesi sonucu ortaya çıkan videoda, 1984 ile 2020 yılları arasında göllerdeki su çekilmesi ve kurumalar görüldü.
Akdeniz'de 'Göller Yöresi' olarak bilinen bölgedeki Burdur, Eber, Akşehir, Işıklı Gölü ve Acıgöl'de su çekilmesi, uydu fotoğraflarıyla belgelendi.
36 yıllık fotoğraflarda Burdur Gölü'nün bir bölümünün, Eber ve Işıklı Gölü'nün çevresinin, Acıgöl'ün ise kuruyan bölümlerin tarla olarak kullanıldığı görüldü.
Akşehir Gölü'nün ise 36 yıl içinde neredeyse kuruma noktasına geldiği fotoğraflarla ortaya çıktı.
‘Su zengini olmak için kişi başına en az 3 bin 600 metreküp su tüketimi olmalı’
Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hasan Merdun, su kaynaklarındaki değişimin ana nedeninin, kuraklık olduğunu söyledi:
"Kuraklığın arkasındaki asıl sebep ise küresel ısınma ve iklim değişikliği. Özellikle Akdeniz ülkelerinde küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkisinin çok daha ciddi olacağı dile getiriliyor. Bu durum elbette korkutucu. Türkiye su zengini bir ülke değil. Bir ülkenin su zengini olabilmesi için kişi başına en az 3 bin 600 metreküp su tüketimi olması gerekiyor. Türkiye'de bu rakam 1000 metreküp civarında."
Kuraklık nedeniyle göllerin kaybedilebileceğini de söyleyen Prof. Dr. Merdun, "Doğal iklimin etkilerinin yanında insan faktörü devreye girince çok ciddi sorunlara sebep oluyor. Yüzey sularının çok hoyratça kullanılması, yer altı sularının çok düzensiz çekilmesi bunların başında yer alıyor. Dolayısıyla yer üstü ve yer altı sularının bilinçsizce kullanılması sonucu bu kuraklık çok daha hızlı ve şiddetli hale gelecek" diye konuştu.>>Haber Merkezi

bolvadine-dev-spor-yatirimlari_4caa1716-1236-42d9-3a5e-08d9190f3288

Bolvadin’e Dev Spor Yatırımları

Spor Merkezleri ve Gençlik Merkezi ile Kaplıcamıza Spor Kompleksi Yatırımları

Yapılan açıklamada; 'Hamdolsun... Hayırlı Olsun! Belediyemiz Tarafından İnşâsı Gerçekleştirilen Kadın Kültür Evi Binasındaki Yarı Olimpik Yüzme Havuzu Yatırımına ve Termal Tesisimizde Yapılacak Spor Kompleksi İçin, Nakit Destek Veriliyor. Bununla Beraber Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın Bolvadin’deki Yatırımları İçin Cumhuriyet Tarihinin En Büyük Bütçesi Tahsis Ediliyor.
Emeği Geçenlere; Başta Değerli Bakanımız Dr. M.Muharrem Kasapoğlu’na, Valimiz Gökmen Çiçek’e Eski Bakanımız ve Milletvekilimiz Prof.Dr. Veysel Eroğlu’na, Milletvekillerimiz Ali Özkaya’ya, İbrahim Yurdunseven’e, Mehmet Taytak’a
İl Başkanımız Hüseyin Ceylan Uluçay'a ve İlçe Başkanımız Hasan Topçu’ya
Gönülden Teşekkürler!' denildi.
Yatırımlar kapsamında ilçemize bir adet yeni sentetik futbol sahası, Kapalı Spor Salonu, Tam donanımlı Gençlik Merkezi, Bolvadin Termal Tesisimize yeni Spor Kompleksi yapılacak. >>S.Bosnalı

ziraat-odasi-kat-karsiligi-hizmet-binasi-yaptiracak_fa9eb8fc-d798-459a-9909-08d9190a126b

Ziraat Odası kat karşılığı Hizmet binası yaptıracak

Bolvadin Ziraat Odası Başkanlığı kat karşılığı Anahtar teslimi Hizmet binası yaptıracak

1707 Ada 294 Parsel ‘de bulunan 462,80-m2 arsamıza yapılacak olan arsa karşılığı Yeni Hizmet Binası Anahtar Teslim inşaatı ihale yöntemiyle temin edilecektir.
Teklifler, 27.05.2021 günü saat 16:30 kadar Ziraat Odamıza verilebileceği gibi, iadeli taahhütlü posta ve kargo vasıtasıyla da gönderilebilir.

Ayrıntılı bilgi için >> https://www.ilan.gov.tr/ilan/789356/ihale-duyurulari/satis-trampa-devir-ve-intikal-ihaleleri/arsa-karsiligi-bina-insaati-yaptirilacaktir

selcuklularda-bolvadinin-adi-molifadundu_e534e02a-97a3-49eb-9908-08d9190a126b

Selçuklular'da Bolvadin'in adı Molifadun'du

Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tarih Kurumunun Nisan 2021 tarihinde yayınladığı “Belleten” isimli dergide yer alan Prof.Dr. M.Feridun Emecen tarafından kaleme alınan “Geç Ortaçağ Anadolusunda Bir Selçuklu Kenti Bolvadin’in Tarihi Gelişimi Üzerine Bazı Notlar” isimli bir makale yayınlandı.
Roma ve Ortaçağ Bizans kroniklerinde geçen ve bu bölgeyle bağlantılı olarak verilen adlar içerisinde Polibotos’un ilçemize 5 Km. mesafede bulunan “Dura Yeri” denilen mevki için bazı kaynaklarda geçtiği, fakat teyit edilmesi için alkolojik buluntularla desteklenmesi gerekmekte oluğunu belirten Emecen, 15.16. asırlarda Osmanlı Kayıtlarına Göre Bolavadin olarak geçtiği, 13. Yüzyıl Selçuklu Kaynaklarının birinde ise “Molifdun şeklinde okunan yerin Bolvadin olduğu (Molifadun halinde okunabileceği) ileri sürüleceğini dile getirdi
BOLVADİN SEMPOZYUMUNDA AÇILIŞ KONUŞMASI YAPMIŞTI
Halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Prof.Dr. Feridun Mustafa Emecen 2017 yılında Bolvadin Belediyesi ve AKÜ tarafından ortaklaşa yapılan “Sultan Yolu Üzerindeki Kadim Kent Bolvadin” sempozyumuna katılmıştı. Yazısının temelini de burada yaptığı açılış konuşmasına dayandıran Emecen’in kaleme aldığı yazının ilk bölümü

Geç Orta Çağ Anadolu'sunda Bir Selçuklu
Kenti Bolvadin'in Tarihi Gelişimi Üzerine Bazı Notlar*

Özgeçmiş: Doktora derecesini Osmanlı tarihi alanında İstanbul Üniversitesi’nde (1985) tamamladı. 1989 yılında doçent, 1995 yılında profesör oldu. İstanbul Üniversitesi’nde çok çeşitli idari görevler yürüten Prof. Emecen halen İstanbul 29 Mayıs Üniversitesi’nde Edebiyat Fakültesi Dekanıdır. Osmanlı Tarihi’nin çok çeşitli alanlarında birçok eser ve araştırmaları bulunan Prof. Emecen özellikle Osmanlı klasik dönemi ve öncesinde sayılı uzmanlarından biridir. Prof. Emecen’in Türk Tarih Kurumu şeref üyeliği ve Türkiye Bilimler Akademisi üyeliği de tarih çalışmalarındaki seçkin konumuna işaret ederler. Prof. Emecen, 2014 yılında Elginkan Vakfı tarafından Türk Kültürü Araştırma Ödülü’ne layık görülmüştür. Fetih ve Kıyamet 1453, Yavuz Sultan Selim, Osmanlı’nın İzinde, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası, Osmanlı Klasik Çağında Hanedan, Devlet ve Toplum, Osmanlı Klasik Çağında Savaş, Osmanlı Klasik Çağında Siyaset yayınlanmış kitaplarından bazılarıdır.


Selçuklu döneminde Anadolu'nun tarihi coğrafyasını tespit etmeye yönelik çok az çalışma vardır. Genellikle şehir oluşumları antik veya Roma-Bizans dönemine indirgenen bir açıklama ile tavsif edilmeye çalışılır. Mahalli tarihlerde de şehir veya kasabaların tarihini neredeyse insanlık tarihinin ilk devrelerine kadar indirme modası yaygın şekilde yerini alır. Öyle ki Anadolu şehirleri için “kadim” sıfatını kullanmak ve bunu içini doldurmak için yapılan incelemelerde tarihi bilgilerin eğilip büküldüğü ve bunun adeta bir iftihar vesilesi gibi zihinlere yerleştirilmeye çalışıldığı görülür. Benzeri bir durum Orta Çağ döneminde ortaya çıktığı tespit edilen bugün Afyonkarahisar'ın bir ilçesi olan Bolvadin için de geçerlidir. Bu makalede Bolvadin'in antik bir yerleşmenin temelleri üzerinde değil, Selçuklular döneminde teşekkül etmiş, yol şebekesi içinde önemli bir geçit yeri olarak büyük önem kazanmış bir kasaba olarak doğduğu tezi savunulmuştur. Ayrıca Bolvadin'in tarihi gelişimi içinde Osmanlı hakimiyetine girdikten sonraki durumu da incelenerek geçirdiği fiziki safhalar üzerinde durulmuştur. Bu anlamda Bolvadin'in XVI. asırda önemli sayılabilecek bir nüfusuyla kasaba değil bir şehir hususiyeti göstermiş olduğu, sefer yolları yakınında veya üzerinde bulunması, adı bilinen meşhur köprü vasıtasıyla geçişe müsait bir konumda olması ve coğrafi özelliğinin kazandırdığı imkanlarla gelişiminin tamamlandığı ifade edilmiştir.
Bolvadin'in Tarihi Gelişimi Üzerine Bazı Notlar

XIX. yüzyılda Anadolu'nun tarihi coğrafyasıyla meşgul olan Batılı âlimler, özellikle antik dönem Anadolusu'nun mevcut izlerini aramaya büyük bir hevesle sarılmışlardı. Daha önceki dönemlerde bu antikite merakı Anadolu'nun Grek- Roma medeniyetine dayalı temellendirmesiyle kendisini göstermiş, sözünü ettiğimiz son asırda ise bunun yerini yine aynı amaçlı fakat bu defa daha ilmî çerçevede yapılan çalışmalar almıştı. Bunlardan biri olan Texier ve ardından Ramsay'in bu anlamdaki çabaları özellikle dikkate değer. Bütün bu âlimler Anadolu'nun bu tarihi coğrafyasını ele alırken eski yol şebekeleri ve üzerindeki kasaba/kentleri Türklerin hakimiyetinden sonraki yapılanmadan ziyade antik kökenleri itibarıyla tanımlamaya gayret gösterdiler. İşte bu manada tarihi yol ağları içinde Kral Yolu diye adlandırılan işlek yol üzerinde gelişen ve büyüyen kentlere özel bir önem vermeleri beklenmeyen bir husus değildi. Bu ana güzergaha bağlanan tali askeri veya sivil yollar üzerinde oluşan kentler içinde
bugün Afyonkarahisar'a bağlı olan Bolvadin'in, antik dönemin ardından Orta Çağlarda giderek öne çıkan bir özellik göstermeye başladığı bilinmektedir. Bu kısa incelemede Bolvadin'in fiziki gelişmesinin Osmanlı klasik çağı sonuna kadar olan macerasına-meseleler noktai nazarını da dikkatten kaçırmamaya çalışarak-genel anlamıyla göz atmaya çalışacağım.
Öncelikle Bolvadin'in Polybotos ve Polybotom olarak Orta Çağ kaynaklarında adının zikredildiği tesbiti, XVIII. asrın sonu ve XIX. asrın başlarında Anadolu'yu adeta karış karış dolaşan Helen/Grek antikitesi peşinde koşan batılı seyyahların yakıştırmasına dayanmaktadır. Genellikle Türklerin eline geçen Anadolu'nun birçok şehir ve kasabası gibi adların önceki isimleriyle bağlantılı olarak düşünülmesi tabiidir. Bu şekilde Bolvadin adı da hususiyle son dönem Roma ve Orta Çağ Bizans kroniklerinde geçen ve bu bölgeyle bağlantılı olarak verilen adlar içinde coğrafi sıralamalar da dikkate alınarak tesbit edilmiş olmalıdır. Yani sanıldığının aksine Polybotos/Polybotos'dan hareketle Bolvadin değil, Bolvadin'den hareketle Polybotos/Polybotom'un Bolvadin'e dönüşmüş olabileceği tezi ileri sürülmüştür. Aslında Polybotos'un bugünkü kasabaya 5 km mesafede Dura Yeri denen mevki olduğu belirtilir. Bu benzetmeyi ilk kez 1800'de buradan geçtiği anlaşılan orientalist W. M. Leake'in (ö.1860) yaptığını ve bunun doğru bir tespit olduğunu Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası üzerinde artık klasikleşmiş bir eser veren W. Ramsay belirtir1. Bu benzerliklerden yola çıkılarak yapılan tesbitin arkeolojik buluntularla desteklenmesi durumunda Bolvadin ile bu adları geçen kentin aynı yer olup olmadığı konusu kesinlik kazanacaktır.
Öte yandan bugünkü Bolvadin söylenişinin XV. ve XVI. asra ait Osmanlı kayıtlarında “Bolavadin” tarzında olduğu da hatırlatılmalıdır. Burası Türklerin eline daha Anadolu'nun ilk iskanı sırasında geçmiş olması dolayısıyla adının o dönemde Türklerce nasıl kullanıldığı konusu da önemli bir muammadır. XIII. yüzyıl Selçuklu kaynaklarından birinde Molifdun şeklinde okunan yerin Bolvadin olduğu ileri sürülür2. İbn Bibi'nin orijinal metnindeki yazılış buranın Molifadun halinde de okunabileceğine işaret eder3. Eğer bu okunuş tarzı doğru ise o vakit B/M değişimi yanında v/f dudak sesi benzerliğiyle Bolavadin adına rahatlıkla ulaşılabilir. Bu durumda Bolvadin'in burayı ele geçiren ilk Türkler tarafından Molifadun şeklinde anıldığı ve zamanla bunun Bolavadin ve Bolvadin'e dönüştüğü neredeyse kesin gibidir.
Kasabanın adıyla ilgili bu meseleler yanında tarihi gelişim çizgisi içinde Bolvadin'in eğer Polybotom/Polybotos olduğu doğruysa, o vakit bu nâm altında kaynaklarda ilk defa ne vakit zikredilmiş olduğu suali ortaya çıkar. Öncelikle Roma ve Bizans yol şebeke ağı içinde Anadolu kentlerini konu alan modern incelemelerde Bolvadin'in Polybotom'un yerini aldığı konusunda hiçbir şüpheli yaklaşım sergilenmez ve birbirinin devamı gibi bir anlatım mevcuttur. Bu aslında kanaatime göre uzmanlarınca yeniden dikkatle üzerinde durulması gereken bir husustur. Polybotos/ Polybotom'un Bolvadin ile irtibatını kabul edersek o vakit buranın yerleşim tarihinin nereye kadar indiği sorusuyla karşı karşıya kalırız. Bu da şüphesiz yukarıda belirtildiği üzere ancak arkeolojik keşiflerle halledilebilir. Kitabi kaynaklara bakılırsa kentin fonksiyonel bir şekilde görünür yüzü, genel anlatımları bir tarafa bırakırsak, Frigya döneminden ziyade Roma dönemine gider. Özellikle Bizans kaynaklarında zikri daha ziyade geçer. Zaten Anadolu'yu 1839'da dolaşmaya başlayan Ch. Texier (ö.1871), Bolvadin'i Afyon'dan Konya'ya giden güzergâh bağlamında zikrederken buranın “Ancak Bizanslılar tarafından zikr olunduğunu, bu cihetle tarihinin kadim dönemlere inmediğini, çok az âsâr-ı kadîmenin mevcut bulunduğunu” vurgular4.
B. Umar'a göre Polybotos adı ilk kez 325'te İznik konsülüne katılan piskoposların yerini gösteren listelerde geçer. Ona göre Grekçe bol otlaklı anlamına gelen bu yerden 6. yüzyılda Hierokles'in eserinde bahsediliyormuş5. Bu sonuncu bilgiyi doğrulamak uzmanlarına düşer, ama gerçek olan husus Bolvadin'in varlığının Orta Çağ başlarından itibaren öne çıktığıdır. Arapların İstanbul yolu üzerindeki kentlerden biri olarak X. asırdaki Arap kaynaklarında zikri geçmemekle birlikte döneme yakın Bizans kaynakları söz konusu yerin güzergâh üzerindeki ehemmiyeti hakkında karineler yakalamaya müsait bilgiler sağlar. III. Romanos'un 1030'daki Suriye seferi sırasında izlediği yolun İznik'ten itibaren Eskişehir, Bolvadin, Akşehir, Konya olduğu kuvvetle muhtemel görünür6.
Devamı Haftaya.....


Selçuklu döneminde Anadolu'nun tarihi coğrafyasını tespit etmeye yönelik çok az çalışma vardır. Genellikle şehir oluşumları antik veya Roma-Bizans dönemine indirgenen bir açıklama ile tavsif edilmeye çalışılır. Mahalli tarihlerde de şehir veya kasabaların tarihini neredeyse insanlık tarihinin ilk devrelerine kadar indirme modası yaygın şekilde yerini alır. Öyle ki Anadolu şehirleri için “kadim” sıfatını kullanmak ve bunu içini doldurmak için yapılan incelemelerde tarihi bilgilerin eğilip büküldüğü ve bunun adeta bir iftihar vesilesi gibi zihinlere yerleştirilmeye çalışıldığı görülür. Benzeri bir durum Orta Çağ döneminde ortaya çıktığı tespit edilen bugün Afyonkarahisar'ın bir ilçesi olan Bolvadin için de geçerlidir. Bu makalede Bolvadin'in antik bir yerleşmenin temelleri üzerinde değil, Selçuklular döneminde teşekkül etmiş, yol şebekesi içinde önemli bir geçit yeri olarak büyük önem kazanmış bir kasaba olarak doğduğu tezi savunulmuştur. Ayrıca Bolvadin'in tarihi gelişimi içinde Osmanlı hakimiyetine girdikten sonraki durumu da incelenerek geçirdiği fiziki safhalar üzerinde durulmuştur. Bu anlamda Bolvadin'in XVI. asırda önemli sayılabilecek bir nüfusuyla kasaba değil bir şehir hususiyeti göstermiş olduğu, sefer yolları yakınında veya üzerinde bulunması, adı bilinen meşhur köprü vasıtasıyla geçişe müsait bir konumda olması ve coğrafi özelliğinin kazandırdığı imkanlarla gelişiminin tamamlandığı ifade edilmiştir.
Bolvadin'in Tarihi Gelişimi Üzerine Bazı Notlar

XIX. yüzyılda Anadolu'nun tarihi coğrafyasıyla meşgul olan Batılı âlimler, özellikle antik dönem Anadolusu'nun mevcut izlerini aramaya büyük bir hevesle sarılmışlardı. Daha önceki dönemlerde bu antikite merakı Anadolu'nun Grek- Roma medeniyetine dayalı temellendirmesiyle kendisini göstermiş, sözünü ettiğimiz son asırda ise bunun yerini yine aynı amaçlı fakat bu defa daha ilmî çerçevede yapılan çalışmalar almıştı. Bunlardan biri olan Texier ve ardından Ramsay'in bu anlamdaki çabaları özellikle dikkate değer. Bütün bu âlimler Anadolu'nun bu tarihi coğrafyasını ele alırken eski yol şebekeleri ve üzerindeki kasaba/kentleri Türklerin hakimiyetinden sonraki yapılanmadan ziyade antik kökenleri itibarıyla tanımlamaya gayret gösterdiler. İşte bu manada tarihi yol ağları içinde Kral Yolu diye adlandırılan işlek yol üzerinde gelişen ve büyüyen kentlere özel bir önem vermeleri beklenmeyen bir husus değildi. Bu ana güzergaha bağlanan tali askeri veya sivil yollar üzerinde oluşan kentler içinde
bugün Afyonkarahisar'a bağlı olan Bolvadin'in, antik dönemin ardından Orta Çağlarda giderek öne çıkan bir özellik göstermeye başladığı bilinmektedir. Bu kısa incelemede Bolvadin'in fiziki gelişmesinin Osmanlı klasik çağı sonuna kadar olan macerasına-meseleler noktai nazarını da dikkatten kaçırmamaya çalışarak-genel anlamıyla göz atmaya çalışacağım.
Öncelikle Bolvadin'in Polybotos ve Polybotom olarak Orta Çağ kaynaklarında adının zikredildiği tesbiti, XVIII. asrın sonu ve XIX. asrın başlarında Anadolu'yu adeta karış karış dolaşan Helen/Grek antikitesi peşinde koşan batılı seyyahların yakıştırmasına dayanmaktadır. Genellikle Türklerin eline geçen Anadolu'nun birçok şehir ve kasabası gibi adların önceki isimleriyle bağlantılı olarak düşünülmesi tabiidir. Bu şekilde Bolvadin adı da hususiyle son dönem Roma ve Orta Çağ Bizans kroniklerinde geçen ve bu bölgeyle bağlantılı olarak verilen adlar içinde coğrafi sıralamalar da dikkate alınarak tesbit edilmiş olmalıdır. Yani sanıldığının aksine Polybotos/Polybotos'dan hareketle Bolvadin değil, Bolvadin'den hareketle Polybotos/Polybotom'un Bolvadin'e dönüşmüş olabileceği tezi ileri sürülmüştür. Aslında Polybotos'un bugünkü kasabaya 5 km mesafede Dura Yeri denen mevki olduğu belirtilir. Bu benzetmeyi ilk kez 1800'de buradan geçtiği anlaşılan orientalist W. M. Leake'in (ö.1860) yaptığını ve bunun doğru bir tespit olduğunu Anadolu'nun Tarihi Coğrafyası üzerinde artık klasikleşmiş bir eser veren W. Ramsay belirtir1. Bu benzerliklerden yola çıkılarak yapılan tesbitin arkeolojik buluntularla desteklenmesi durumunda Bolvadin ile bu adları geçen kentin aynı yer olup olmadığı konusu kesinlik kazanacaktır.
Öte yandan bugünkü Bolvadin söylenişinin XV. ve XVI. asra ait Osmanlı kayıtlarında “Bolavadin” tarzında olduğu da hatırlatılmalıdır. Burası Türklerin eline daha Anadolu'nun ilk iskanı sırasında geçmiş olması dolayısıyla adının o dönemde Türklerce nasıl kullanıldığı konusu da önemli bir muammadır. XIII. yüzyıl Selçuklu kaynaklarından birinde Molifdun şeklinde okunan yerin Bolvadin olduğu ileri sürülür2. İbn Bibi'nin orijinal metnindeki yazılış buranın Molifadun halinde de okunabileceğine işaret eder3. Eğer bu okunuş tarzı doğru ise o vakit B/M değişimi yanında v/f dudak sesi benzerliğiyle Bolavadin adına rahatlıkla ulaşılabilir. Bu durumda Bolvadin'in burayı ele geçiren ilk Türkler tarafından Molifadun şeklinde anıldığı ve zamanla bunun Bolavadin ve Bolvadin'e dönüştüğü neredeyse kesin gibidir.
Kasabanın adıyla ilgili bu meseleler yanında tarihi gelişim çizgisi içinde Bolvadin'in eğer Polybotom/Polybotos olduğu doğruysa, o vakit bu nâm altında kaynaklarda ilk defa ne vakit zikredilmiş olduğu suali ortaya çıkar. Öncelikle Roma ve Bizans yol şebeke ağı içinde Anadolu kentlerini konu alan modern incelemelerde Bolvadin'in Polybotom'un yerini aldığı konusunda hiçbir şüpheli yaklaşım sergilenmez ve birbirinin devamı gibi bir anlatım mevcuttur. Bu aslında kanaatime göre uzmanlarınca yeniden dikkatle üzerinde durulması gereken bir husustur. Polybotos/ Polybotom'un Bolvadin ile irtibatını kabul edersek o vakit buranın yerleşim tarihinin nereye kadar indiği sorusuyla karşı karşıya kalırız. Bu da şüphesiz yukarıda belirtildiği üzere ancak arkeolojik keşiflerle halledilebilir. Kitabi kaynaklara bakılırsa kentin fonksiyonel bir şekilde görünür yüzü, genel anlatımları bir tarafa bırakırsak, Frigya döneminden ziyade Roma dönemine gider. Özellikle Bizans kaynaklarında zikri daha ziyade geçer. Zaten Anadolu'yu 1839'da dolaşmaya başlayan Ch. Texier (ö.1871), Bolvadin'i Afyon'dan Konya'ya giden güzergâh bağlamında zikrederken buranın “Ancak Bizanslılar tarafından zikr olunduğunu, bu cihetle tarihinin kadim dönemlere inmediğini, çok az âsâr-ı kadîmenin mevcut bulunduğunu” vurgular4.
B. Umar'a göre Polybotos adı ilk kez 325'te İznik konsülüne katılan piskoposların yerini gösteren listelerde geçer. Ona göre Grekçe bol otlaklı anlamına gelen bu yerden 6. yüzyılda Hierokles'in eserinde bahsediliyormuş5. Bu sonuncu bilgiyi doğrulamak uzmanlarına düşer, ama gerçek olan husus Bolvadin'in varlığının Orta Çağ başlarından itibaren öne çıktığıdır. Arapların İstanbul yolu üzerindeki kentlerden biri olarak X. asırdaki Arap kaynaklarında zikri geçmemekle birlikte döneme yakın Bizans kaynakları söz konusu yerin güzergâh üzerindeki ehemmiyeti hakkında karineler yakalamaya müsait bilgiler sağlar. III. Romanos'un 1030'daki Suriye seferi sırasında izlediği yolun İznik'ten itibaren Eskişehir, Bolvadin, Akşehir, Konya olduğu kuvvetle muhtemel görünür6.
Devamı Haftaya.....

kademeli-normallesme-tedbirleri_625f8a5f-2efa-498f-9907-08d9190a126b

kademeli normalleşme tedbirleri

17 Mayıs Pazartesi sabah 05.00'te sona erecek tam kapanma dönemi sonrası başlayacak kademeli normalleşme planı açıklandı.
Planı açıklayan İçişleri Bakanlığı, valiliklere "Kademeli Normalleşme Tedbirleri" konulu bir genelge gönderdi.
Genelgeye göre uyulması gereken tedbirler şu şekilde verildi:
HAFTA SONU YASAKLARI DEVAM EDECEK
“Kademeli normalleşme döneminde; hafta içerisinde yer alan günlerde (Pazartesi, Salı, Çarşamba, Perşembe ve Cuma) 21.00-05.00 saatleri arasında, hafta sonları ise Cuma günleri saat 21.00’den başlayıp, Cumartesi ve Pazar günlerinin tamamını kapsayacak ve Pazartesi günleri saat 05.00’te tamamlanacak şekilde sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacaktır.
Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak süre ve günlerde üretim, imalat, tedarik ve lojistik zincirlerinin aksamaması, sağlık, tarım ve orman faaliyetlerinin sürekliliğinin sağlanması amacıyla belirtilen yerler ve kişiler kısıtlamadan muaf tutulacaktır.
KISITLAMADAN MUAF OLANLAR
Sokağa çıkma kısıtlamasına yönelik tanınan muafiyetler, 14.12.2020 tarih ve 20799 sayılı Genelgemizde açıkça belirtildiği şekilde muafiyet nedeni ve buna bağlı olarak zaman ve güzergâh ile sınırlı olup, aksi durumlar muafiyetlerin kötüye kullanımı olarak görülerek idari/adli yaptırımlara konu edilecektir.
Sokağa çıkma kısıtlamasından muaf tutulan işyeri/ fabrika/ imalathane gibi yerlerde çalışan kişiler yapılan denetimlerde 29.04.2021 tarih ve 7705 sayılı Genelgemiz çerçevesinde e-devlet platformunda yer alan İçişleri Bakanlığı e-başvuru sistemi üzerinden alınan “çalışma izni görev belgesini” ibraz etmek zorundadırlar.
ARAÇ KULLANMAMAK ŞARTIYLA İHTİYAÇ TEDARİKLERİ
Tam gün sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak Cumartesi-Pazar günlerinde bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılar 10.00-17.00 saatleri arasında faaliyet gösterebilecek olup, vatandaşlarımız zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine en yakın bakkal, market, manav, kasap, kuruyemişçi ve tatlıcılara gidip gelebileceklerdir.
Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanan süre ve günlerde ekmek üretiminin yapıldığı fırın ve/veya unlu mamul ruhsatlı iş yerleri ile bu iş yerlerinin sadece ekmek satan bayileri (sadece ekmek ve unlu mamul satışı için) açık olacaktır.
Vatandaşlarımız ekmek ve unlu mamul ihtiyaçlarının karşılanması ile sınırlı olmak ve araç kullanmamak şartıyla (engelli vatandaşlarımız hariç) ikametlerine yürüme mesafesinde olan fırına gidip gelebileceklerdir. Fırın ve unlu mamul ruhsatlı işyerlerine ait ekmek dağıtım araçlarıyla sadece market ve bakkallara ekmek servisi yapılabilecek olup, sokak aralarında kesinlikle satış yapılmayacaktır.
YABANCILARA YÖNELİK SOKAĞA ÇIKMA KISITLAMASI
Yabancılara yönelik sokağa çıkma kısıtlamasına dair muafiyet sadece turistik faaliyetler kapsamında geçici/kısa bir süre için ülkemizde bulunan yabancıları kapsamakta olup; ikamet izinliler, geçici koruma statüsündekiler veya uluslararası koruma başvuru ve statü sahipleri dahil olmak üzere turistik faaliyetler kapsamı dışında ülkemizde bulunan yabancılar sokağa çıkma kısıtlamalarına tabidirler.
Tam kapanma sürecinde kendi ihtiyaçlarını karşılayamayacak durumdaki ileri yaş gruplarındaki veya ağır hastalığı olan vatandaşlarımızın 112, 155 ve 156 numaraları üzerinden bildirdikleri temel ihtiyaçları VEFA Sosyal Destek Gruplarınca karşılanacak olup, bu konuda gerek personel görevlendirilmesi gerekse ihtiyaçların bir an evvel giderilmesi bakımından gerekli tedbirler Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınacaktır.
EĞİTİM-ÖĞRETİM FAALİYETLERİ
Halihazırda faaliyetlerine devam etmekte olan kreşlerle birlikte Milli Eğitim Bakanlığıyla yapılan değerlendirmeler çerçevesinde kademeli normalleşme döneminde anaokulları da faaliyetlerine devam edecek olup diğer tüm okul ve sınıf seviyeleri için Milli Eğitim Bakanlığınca kamuoyuna duyurulduğu şekilde uygulama sürdürülecektir.
KAMU KURUM VE KURULUŞLARINDA MESAİ
Cumhurbaşkanlığının 14.04.2021 tarih ve 2021/8 sayılı Genelgesi ile Cumhurbaşkanlığı İdari İşler Başkanlığının 27.04.2021 tarih ve 17665 sayılı yazısı doğrultusunda, kamu kurum ve kuruluşlarında uygulanmakta olan 10.00-16.00 saatleri arası mesai sistemi ile uzaktan/dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma usulünün uygulanmasına kademeli normalleşme döneminde de devam edilecektir.
ERTELENEN FAALİYET, ETKİNLİK VE TÖRENLER
Sivil toplum kuruluşları, sendikalar, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler ve kooperatiflerin genel kurul dahil yapacakları geniş katılımlı her türlü etkinlikleri 1 Haziran 2021 tarihine kadar ertelenecektir.
Evlendirme işlemlerinin gerçekleştirilmesine devam edilmekle birlikte halen uygulanmakta olan nikah ve nikah merasimi şeklindeki düğünler ile nişan ve kına gibi etkinliklerin yapılmaması uygulamasına, 1 Haziran 2021 tarihine kadar devam edecektir.
Huzurevi, yaşlı bakımevi, rehabilitasyon merkezi, çocuk evleri gibi sosyal koruma/bakım merkezlerinde halihazırda uygulanmakta olan ziyaretçi kısıtlaması 1 Haziran 2021 tarihine kadar uzatılacaktır.
TOPLU ULAŞIM TEDBİRLERİ
Şehirler arası faaliyet gösteren toplu taşıma araçları (uçak hariç); araç ruhsatında belirtilen yolcu taşıma kapasitesinin %50’si oranında yolcu kabul edebilecek olup, araç içindeki yolcuların oturma şekli yolcuların birbirleriyle temasını engelleyecek (1 koltuk dolu 1 koltuk boş) şekilde olacaktır.
Şehir içi toplu taşıma araçları ise 14.04.2021 tarih ve 6638 sayılı Genelgemizle getirilen esaslar çerçevesinde yüzde 50 kapasite sınırlaması ile ayakta yolcu kabul edilmemesi kuralına tabi olarak faaliyet sunabileceklerdir.
KONAKLAMA TESİSLERİNE DAİR TEDBİRLER
Şehirler arası kara yolları üzerinde bulunan dinlenme tesisleri (yerleşim sahası içerisinde bulunanlar hariç) ile konaklama tesislerinin (otel, motel, apart otel, pansiyon vb.) içerisinde bulunan yeme-içme yerleri (sadece konaklamalı müşterilerle sınırlı olacak şekilde) aynı masada aynı anda en fazla 2 kişiye servis açılması kaydıyla hizmet verebileceklerdir.
Konaklama tesislerinin kapalı alanlarında bulunan eğlence merkezleri kapalı tutulacak ve bu alanlarda müşteri kabul edilmeyecektir.
Konaklama tesislerinin açık alanlarında toplu eğlence şeklinde etkinliklere kesinlikle izin verilmeyecek, bu yerlerde yoğunlaşmanın önüne geçilebilmek adına fiziksel mesafe kurallarına azami özen gösterilecektir.
Sokağa çıkma kısıtlaması uygulanacak olan süre ve günlerde konaklama tesislerinde rezervasyonunun bulunması (bedelinin tamamı ödenmiş olmak kaydıyla) vatandaşlarımız açısından sokağa çıkma ve/veya şehirlerarası seyahat kısıtlamasından muafiyet sağlayacak olup bu amaçla seyahat edecek vatandaşlarımızın denetimlerde rezervasyon ve ödeme belgelerini ibraz etmeleri yeterli olacaktır." >>Haber Merkezi

hadislerle-ramazan-yarismasi_4042ac03-a1d1-447f-9906-08d9190a126b

Hadislerle Ramazan Yarışması

Bolvadin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Bolvadin Belediyesi tarafından ortaokul ve lise öğrencilerine yönelik düzenlenen "Hadislerle Ramazan" konulu hadis yarışması düzenlenmiş olup Liselerde dereceye giren Belinay Çürük - Raziye Sultan Kayabaşı Sosyal Bilimler Lisesi

Şerife Beyza Mut - Raziye Sultan Kayabaşı Sosyal Bilimler Lisesi, Amine Şeyma Erbilgin - Raziye Sultan Kayabaşı Sosyal Bilimler Lisesi Ortaokullar da dereceye giren Ayşe Soydan - Kemalettin Sami Paşa Ortaokulu, Ayşe Zeynep Yiğit - Ahmet Yavuz Ortaokulu, Fülnaz Akdağ - Şehit Ramazan Emet İmam Hatip Ortaokulu, Mustafa Balcı - Alkasan Ortaokulu, Yusuf Yenel - Ahmet Emet İmam Hatip Ortaokulu, Mehmet Enes Özdemir - Hasan Gemici Ortaokulu, Belinay Çekiç - Hasan Gemici ortaokulu öğrencileri başarılarından dolayı kutluyoruz.. >>Haber Merkezi

egitimde-sevginin-onemi_e3bb1fde-d4f5-427f-9904-08d9190a126b

**EĞİTİMDE SEVGİNİN ÖNEMİ**

Öğretmenlerimiz sizler için kaleme alıyor..
Bolvadin İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak #ÖğretmeniminKaleminden projemizi bugün hayata geciriyoruz. Projemizin ilk yazısını İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Derviş ÖZÇAL kaleme aldı.

**EĞİTİMDE SEVGİNİN ÖNEMİ**
Sevgi şifadır…
Sevgi güçtür…
Sevgi; değişimin mührüdür.
(Hz. Mevlana)
Her şeyin başı sevgidir. Sevgi, bütün zorlukları kolaylaştıran, bütün kapıları açan anahtardır. Gönül köprüleri, kurmaktır. Gönlüne giremediğimiz öğrencinin, beynine giremeyiz. Öğretmenlerimizin hepsi sınıflarına güler yüzle, selamla, sevgi çiçeği serperek girmeliler. Cemil MERİÇ’in ifadesiyle “Sevmek; zenginleşmektir, çoğalmaktır, bir başkasını düşünmek, vicdanımızın kapısını aralamak demektir.” İyi bir öğretmen, öğrencilerine karşı engin bir sevgi besler, onlarla ilgilenir, yardıma muhtaç olanların her zaman yardımına koşar, hatalarına karşı tükenmez bir sabır taşı olur. Öğrencilerine güvenir, onlarla arasına aşılmaz bir duvar örmez. Hele temel eğitim çağındaki çocuklara çok daha sıcak davranılması gerekmektedir. Çünkü, bu seviyedeki öğrenciler daha hassas olduklarından, onlara karşı sergilenecek hatalı tutum ve hareketlerle onların bizden tamamen uzaklaşmalarına ve bize karşı kapanmalarına sebep olacaktır.
Enes Bin Malik (r.a) şöyle anlatıyor: “Hz. Muhammed’in(sav) yanında on yıl kaldım. Çocuk olduğum için hatalar yaptım, eksiklerim oldu. Bir gün olsun beni dövmedi, azarlamadı, küçük düşürücü sözler söylemedi.” Bize emanet edilen öğrencilerimize davranışlarımızı bir daha gözden geçirmeliyiz. Üstad Necip Fazıl KISAKÜREK şöyle diyor : “Seni öldürmeye gelen, sende dirilsin.” Sözü ne kadar manidardır. Sevgiyle sulanan öğrenci, öğretmenini sevecek ve derslerinde başarılı olacaktır. Sevgi, hiçbir zaman başarısızlığa uğramaz. İnsanlar hangi yaşta olursa olsun her zaman için sevgi ve şefkate muhtaçtır. Onun içindir ki, sevildiğimiz insanlara sevgi ve yakınlık duyarız. Yapaylıktan ve sahtelikten uzak “sevgi ve şefkat” eğitimin başarısı için kullanılması gereken vazgeçilmez değerlerdir. Yusuf Has Hacip : “İnsan kimi severse, onun kusuru fazilet olur, kimi sevmezse fazileti kusur olur” der. Öğretmenler, öğrencileriyle aralarında sevgi ve saygı bağı kurarlarsa, suiistimaller biter, kusurlarda göze batmaz olur.
Öğretmenini sevmeyen, ondan uzak olan öğrencinin de belirli hedeflere ulaşması kolay kolay mümkün olmaz. Eğitim ve öğretim, sevgi temeli üzerine kurulmalı ve sınıflarda, sevgi, saygı atmosferi oluşturulmalıdır. Yunus Emre; “Sevgi gelince tüm eksiklikler biter” der. Eğitim, öğretim mekanları olan sınıflar, korkudan, endişeden, kaygıdan uzak olması gerekir. Eğer öğretmen daha başarılı olmak istiyorsa mutlaka kendisini öğrencisine sevdirmek zorundadır. Korkuya, nefrete, şiddete ve kaba kuvvete dayanan bütün çalışmalar başarısızlığa mahkumdur. Öğretmen bazen bir baba, bazen bir anne bazen bir arkadaş, bazen de bir dost gibi olmalıdır. Bazen bir sırdaş, bazen bir dert ortağı gibi, bazen de sığınılacak bir liman gibi olmalıdır. Eğitimcilerden İmam-ı Gazali; öğretmenin, öğrencilere şefkat göstermesi ve onları kendi çocukları yerine koyması gerektiğini vurgulamaktadır.
Eğitim lideri, öncüsü, kıymetli, büyüğük değer verdiğim, canımdan çok sevdiğim öğretmen arkadaşlarım; zaman hızla geçiyor, ömür bitiyor. Öğretmen olmak herkese nasip olmaz. Ne mutlu öğretmen olanlara. Yunus Emre’nin ifadesiyle:
“Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım;
Sevelim, sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.”
Dünyaya sevginin hakim olması dileğiyle, herkesi sevgi, saygı, muhabbet ve hürmetle selamlar, sevgi ve saygılarımı sunarım.

afyon-plak-tip-literaturune-girdi_3273c4c9-1cc7-453b-9903-08d9190a126b

“Afyon Plak” Tıp Literatürüne Girdi

AFSÜ Öğretim Üyesi Doçent Dr. Mehmet Nuri Konya’nın “Afyon Plak” isimli patentli implant tasarımının kullanımı için yasal sürecin tamamlanması bekleniyor. Afyon Plak’ın işlevini, kalça eklemini değiştiren protez uygulamaları sonrası gelişebilecek kırıkların tedavisinde kullanılacak yeni bir implant sistemi olarak özetleyen Dr. Konya, bu sayede hastalar için daha konforlu bir kullanım sağlamayı hedeflediklerini söyledi.

2014’ten beri AFSÜ Tıp Fakültesi Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalında öğretim üyesi olan Doçent Dr. Konya, patentini aldıkları Afyon Plak’ın, ilgili sürecin tamamlanmasının ardından hasta tedavisinde kullanılabileceğini söyledi.

Dr. Konya şöyle konuştu: “Herhangi bir kırık veya kireçlenme olduğunda kalça eklemini değiştiren bir protez uyguluyoruz. Çeşitli sebeplerle protezin bitim noktasında kırıklar görülebiliyor ve kanalın içi son derece dar olduğundan bunları tespitte zorlanıyoruz. Bu zorluktan yola çıkarak ortopedi pratiğinde kullanılan U çivilerini plaklara adapte edebileceğimi düşündüm. Böylece hem implantımızın ömrünü uzatmış hem de daha dayanıklı bir tespit işlemi yapmış oluyoruz.”

Afyon Plak’ın kullanımıyla hasta için daha konforlu bir tedavi sağlandığını vurgulayan Dr. Konya, bu uygulama ile ameliyat süresi azalırken yan etkilerin de azaldığını kaydetti. Mevcut uygulamada, protezin tamamen çıkartılıp yerine yeni bir protez konulduğunu belirten Dr. Konya, bu yöntemin hem maliyetli olduğunu hem de hasta için kan kaybı, ameliyat süresinin uzaması gibi sorunlara yol açabildiğini söyledi.

Dr. Konya sözlerini şöyle sürdürdü: “Meslektaşlarım Uğur Yüzügüldü, Recep Altın ve Uğur Fidan ile tasarladığımız implant modellerini test ettik ve bu konudaki çalışmamız Uluslararası Ortopedik Cerrahi ve Travmatoloji Derneğinin International Orthopaedics dergisinde yayımlandı. Aslında bu plak ile ilgili ilk yayınımız üniversitemizin yayın organ olan Kocatepe Tıp Dergisinde bu yıl yayınlanmıştı. Uluslararası dergide yayınlanan makalemizde de kendi dergimize atıf yapma imkânı bulduk.

2016’da Patent Enstitüsüne başvurup 2018’de onay aldığımız Afyon Plak, şu anda kullanıma hazır. Bizi her zaman destekleyen Rektörümüz Prof. Dr. Nurullah Okumuş’un himayelerinde yasal süreçlerin ve belgelendirme işlemlerinin tamamlanmasıyla ulusal ve uluslararası piyasada satışa sunulmasını umuyoruz.”>>S.Leylek

paylasiyorum-mutluyum-e-twinning-projesi_bd9c5ee8-99a9-4138-9902-08d9190a126b

Paylaşıyorum-Mutluyum e-Twinning Projesi

Bolvadin ilçesinde Dişli İlkokulu ve Ceylan Emet ilkokulu 4.sınıf öğrencileriyle birlikte İngilizce öğretmenimiz Esra Ünal'ın içinde bulunduğu “I am sharing I am Happy " ( Paylaşıyorum, Mutluyum)
eTwinning projesi kapsamında, Türkiye’nin 10 farklı şehrinden ve Avrupa’nın 3 farklı ülkesinden( İspanya , İtalya ve Portekiz) bir araya gelen öğrenciler, bu projede birbirlerinin kültürlerini paylaşıyorlar ve teknolojiyi iyi ve güvenli bir şekilde kullanıyorlar.
Öğrenciler Şubat ayında geleneksel yemek tariflerini paylaştılar. Diğer ülkelere kendi yemeklerini tanıttılar ve onların yemeklerini de öğrendiler. Ayrıca web2 araçlarını kullanarak tariflerin bir araya toplandığı işbirlikçi bir yemek kitabı oluşturuldu.
Öğrenciler Mart ayında hayallerindeki meslekleri tanıttılar ve canlandırmalar yaparak, meslekler ünitesinde geçen ifadeleri okul dışında da kullanmış oldu. Ayrıca, Mart ayında yapılan meslek webinarları ile farklı meslekleri uzaktan tanıma fırsatı buldular. Soner Tanış(Gaziantep'te banka müdürü), Kasia Hessler(Amerika'da mikrobiyolist) , Roisin Rafferty (İtalya'da amatör fotoğrafçı) ve Marina Pineda(İspanya'da hemşire) Zoom üzerinden yapılan toplantıda öğrencilerimize meslekleri hakkında bilgiler verdiler ve öğrencilerimiz de merak ettikleri sorulara cevap buldular.
Nisan ayında öğrenciler kendi ülkelerine ait şarkıları paylaştılar ve karışık ülke takımları ile Zoom uygulaması üzerinden bir araya gelerek hem birebir tanışma fırsatı buldular hem de birlikte birbirlerinin dillerinde çocuk şarkıları söylediler. Bu sayede öğrencilerin İngilizce konuşma becerisinin yanısıra dinleme becerisine de büyük katkı sağlanmış oldu.
Mayıs ayında öğrencilerimiz yiyeceklerini hayvanlar ile paylaşıyorlar. Öğrenciler bu konuda oldukça heyecanlı. Öğrenciler son olarak birbirleri için teknolojik uygulamaları kullanarak kitap ayracı yapacaklar, onlar için güzel bir hatıra olacak.>>S.Leylek

Biz Kimiz

Logo

Tuğra Ofset Matbaa

24 Eylül Gazetesi 19 yıldır sahip olduğu bilgi ve tecrübeyi, siz değerli müşterileri ile paylaşmanın heyecanını duyarız. Kurulduğu günden itibaren matbaa ve gazetecilikte kalitesini ispatlayan firmamız.