MÜTEVAZİ BİR NAKŞİBEDİ DERVİŞİ HELVACI NUMAN UYAR

MÜTEVAZİ BİR NAKŞİBEDİ DERVİŞİ HELVACI NUMAN UYAR Bolvadin'in en eski ünlü büyük sülalelerinden Eyüpkoca Oğullarındandır. Bu kalabalık aile büyük dedeleri Numan Usta'dan (D.1851) dolayı Numanlar ismi ile anıla gelmişlerdir. Numan Usta'nın(D.1851) iki oğlu vardır. Büyük oğlu Muhyiddin'in Hasan Hüseyin ve Ahmet isminde 2 oğlu ,küçük oğlu Abdullah'ın 2 kızı,Numan isminde 1 oğlu oldu. Oğlu Numan Uyar 1915 yılında Şazi Mahallesindeki dede evinde doğdu. Kaymaz'da ki Mahmut Efendi Sıpyan Mektebinde ve çarşıda ki Kocatepe Mektebinde öğrenimi tamamladı. O yıllarda babası Abdullah öldü. Evin geçimi 14 yaşındaki Numan'ın omuzlarına bindi.İş yeri Çarşı Caminin karşında WC giden sokağın içinde wc bitişinde olup Madanlar denilen kişilerden kiraladıkları dükkanda. Muhyiddin amcası ile oğulları Hasan Hüseyin ve Ahmet ile birlikte toplam 4 kişi helva,tahin,pekmez imalatı yaptılar. Afyon bölgesinde Numanlar ismi ile ün saldılar. Marka oldular. Ünleri günümüze kadar geldi. 1936 yılında askerden gelince Alaca camii bitişindeki Şeyh Yörükzade Ahmet Fevzi Efendi'nin gayri resmi olarak hem medrese hem tekke olarak kullanılan Nakşibendi dergahına girdi. Nakşibendi Tarikatı Haceğanlarına ve Sahih-i Buhari hatimlerine katıldı. Ayrıca Cuma akşamları yapılan Delâi'l-Hayrat hatimlerine katılıyordu. 1944 yılında amcaoğlu Hasan Hüseyin öldü. Arkadan 1948 yılında hamisi ve amcası Muhyiddin öldü. Amcasının diğer oğlu Ahmet Bolvadin Beledisine muhasebe memuru oldu.Bütün işler 33 yaşındaki mesleğinde zirveye ulaşmış genç ,çalışkan,Numan Uyar'a kalmıştır.Önce kullandıkları kiralık dükkanı satın aldı. Mayıs ayının ortasında başlar, Temmuz ayının sonuna kadar Bolvadin'e civar köylerden gelen orakçıların akınına uğrardı. Akşamları adamdan geçilmezdi. O yıllarda 10 han,100 kadar mahalle odaları vardı. Bu kalabalık insan kitlesinin bir kısmını barındırıyordu. Geride kalanlar kepeneğine bürünüp,cami avlularında yatıyorlardı.30 sene evvel gezdiğim köyler de bu insanlara rastlıyorum İhtiyarlamışlar. Bolvadin kelimesini duyunca gözleri parlıyor. --Bolvadin'in insanı temiz ve dürüst ,ekmeği bereketli. suyu bol. Yavrularımız onların ekmeği ile büyüdü…Mazide kalmış,hatıralarında tek tük kalan zengin ağaların ismini soruyorlar. Hepsini rahmetle anıyoruz. Orakçı zamanı işlerin kızıştığı anlar, Numan Ustama çırak lazım olmuş, bu işi dostu Şerafettin Kullap'a havale etmişti. Günlerden Cuma,minarelerde salalar veriliyordu. Şerafettin Kullap amca bizim eve geldi. Anama,babasının haberi var.Oğlanı götürüyorum helvacı çırağı olacak.diye elimden tuttu. Dünyalar benim olmuştu. O günlerde çırak olmak büyük nimetti.Getirip dükkana soktu, Numan Ustam'a takdim etti. Adımı, yaşımı ve buna benzer sorular sordular. Yıl 1950 henüz 5 yaşındayım,kara kuru şekilsiz 20 kg. bir çocuğum. Ustam, hayır olsun,bundan da bir şey olmaz ya ,deneyelim dedi. Kasada rahmetli Veli Akalın vardı. Kabul edilince önce ustamın sonra Veli Akalın'ın elini öptüm. Veli Akalın arkadaki depodan eski bir siyah önlük getirip önüme bağladı. Bu bağ ile bedenim, ruhum,gönlüm bağlandı. Bu kutlu bağ hiçbir zaman çözülmedi. Ustamın 1978 yılında ölümüne kadar 28 yıl kesintisiz sürdü ve halen manevi olarak devam ediyor. Onu her zaman hissediyorum. MELANETİ SİLEN KERAMET Yine bir orakçı zamanı yıl 1964 çarşılar insan kaynıyor. Dükkanı sabah namazını kılıp öyle açıyoruz. Yatsı namazından sonra saat 23.00e doğru kapatıyoruz. Komşu dükkanlar teker teker kapanırdı. Yalnız Kurukahveci Abdullah Gökçe'nin dükkanı daha sonra kapanırdı. Genellikle Abdullah Gökçe, Bankacı Ali Osman Karahan Arpacı Mehmet üçlüsü her akşam geç vakte kadar sohbet ederlerdi. Günlüğümdeki notlara göre 6 Haziran 1964 , günlerden Salı o gün çok yorulduk. Yatsı Namazını ustam Alaca Camisinde,biz Çarşı Camide kıldık. Ustam: ---Bu gün çok yorulduk,hayır olsun canım sıkılıyor ,olana bereket toplanın gidelim. Dedi. Ustamın rahmetli amcası Muhyittin'in oğullarından Hasan Hüseyin'in oğlu rahmetli Ahmet Uyar(1939-2015) vitrinleri ,ben masaları toplarken içeri Berduş Hasan Hüseyin Ceylan girdi. Hasan Hüseyin Ceylan, Bolvadin Nüfus Müdürlüğündeki kayıtlara göre Bolvadin Ortakarabağ nüfusuna kayıtlı olup,Yunak köylerinden gelmiş bir ailenin çocuğudur. Ailesi hakkında bilgi çok azdır. Kendinden büyük bir erkek kardeşi olduğu,iki kardeş Eskişehir-Çifteler Hamidiye Köy Enstitüsünde okudukları,ağabeyinin okulu bitirip,öğretmen olduğu. Hasan Hüseyin'in okulu terk ettiği İstanbul'a gittiği,burada karanlık olaylara karıştığı,mafya ile çalıştığını rivayeten öğreniyoruz. Hasan Hüseyin, şık giyinen,orta boylu,sportif iyi yetiştirilmiş bir boksördür. Bilinen 5 avanesi vardı. Çarşı Cami önünde bir kavgasına şahit oldum Kendine saldıran 5 kişiyi tek başına dağıttı. Ben Ahmet ile kapıya doğru yürüyerek girmesine engel olmaya çalıştık. Beceremedik. Bizi iteledi. Masaya oturdu,tahin sucuk istedi. Ustam ,mekanındaki bu davranışı. Kendine hakaret kabul edip.ayağa kalktı, Berduşu dışarı davet etti. Ben, o yıllarda 19 yaşında gözü pek bir delikanlıydım. Hemen aralarına girdim, o zaman Berduş gülümsedi bana bak yavşak fedai , bir vurursam sinek gibi duvara yapıştırırım dedi. Sokakta kimse kalmamış,herkes birden kaybolmuştu. Karşı komşumuz rahmetli yiğit Abdullah Göker gürültüyü duyunca koşarak geldi. Olaya el koydu. ----Numan sen bir otur. Hasan Hüseyin sende otur.Ahmet sende istediği tahini hazırla,bana sen gel karaoğlan diyerek dışarı çıkardı. Hemen koş parkın bahçesinde oturan Koca Usta'nın Battal Baş'ı bul. Olayı anlat buraya çağır. Bu bela başka türlü gitmez dedi. Abdullah amca bizim dükkana girdi. Belediye Park Gazinosunda aradım. Rahmetli ceketi omzunda tek başına parktaki havuzun önünde oturuyordu. Beni görünce gülümsedi,hemen olayı anlattım. Hemen ayağa kalktı. Gözleri çakmak çakmak oldu. Berduşa bir küfür savurdu. Beraber koşarak dükkana geldik. Berduş yemeğini yerken sarhoş kafa ile sağa sola emirler yağdırıp,bitmez tükenmez istekleri sıralıyordu. Battal Baş,dükkana girer girmez hava değişti. Battal küfrederek Berduşa saldırdı. Abdullah Göker aralarına girdi. Battal'lı teskin ederken Berduş'u aradan kaçırıp,dışarı attık. Berduş giderken yediği yemeğin parası olan 325 krş. tezgaha attı, gitti. Saat.24.00 civarındaydı, dağıldık. Ben ustamı evine kadar götürdüm. Rahmetli sinirinden hala titriyordu. Ertesi gün dükkanın anahtarları almak için evine gittim. Beni içeri çağırdı. Geceki olayın etkisi ile hiç uyumamış,yorgun kırkındı. Gözleri kanlanmıştı. -----oğlum beni iyi dinle,ben Denizli'ye gidiyorum. Çarşamba gününe kadar yokum. Dükkana sahip ol. Dedi. Ben anlayamadım.İyi biliyorum ki ustamın Denizli ile hiçbir ilgisi yoktu. Neden böyle bir yola başvurduğunu,çok sonra anladım. BERDUŞ HASAN HÜSEYİN CEYLAN'IN NUMAN UYAR'IN DÜKKÂNINA İLK VE SON GELİŞİDİR. KESİNLİKLE NUMAN UYARDAN HARAÇ ALMAMIŞTIR. DAHA SONRA NE YAZIK Kİ OLMADIK İFTİRALAR UYDURULMUŞTUR. O yıllarda okuldan mezun olmak iki aşamalı oluyordu .Öğrenci önce sınıfını geçiyordu,daha sonra lisenin bütün programından bitirme sınavlarına giriyordu. Bunu da geçerse mezun olup,diploma almaya hak kazanıyordu. 12 Haziran 1964 günlerden Pazartesi Astronomi dersinden lise bitirme sınavımız vardı. Erkenden kalktım. İçimde anlayamadığım bir sıkıntı vardı. Hemen okulu geldim. Acele sınavı bitirdim. Aynı hızla dükkana geldim. Saat 10.00 civarındaydı. Dükkanın bulunduğu sokağın başında bir gürültü koptu. Yazıcıların çarşıdaki evin olduğu yerde daha önce Postacılar Hanı vardı. Gündaylar çalıştırırdı. Kavga bu hanın sabahçı kahvesinde başlamış. Dışarıya taşarken gizli bir el Berduşun boyluna ustura atıp,atar damarını(şah damarını) kesmiş. Baktım sokağın girişinde bir kalabalık sopalar inip kalkıyor. Hesapsız çeşit çeşit küfürler …Önden 5-6 kişi koşarak sokağa girdi. Arkalarında Berduş sağ eliyle boynunu tutuyor,fışkıran kanı durdurmaya çalışıyor ve onları kovalıyordu. Arkasındaki azgın kalabalık küfürler ,taşlar,sopalar yağdırıyordu. Karşı komşumuz Rahmetli Veli Yeni, felaket geliyor, kapıları kapatın diye bağırıyordu. Berduş,kan kaybından halsiz düştü. Bir yere girip,oturmak istedi. Bizim dükkanın önüne kadar geldi.İçeri girmeye yeltendi. Kaldırımı aşamadı düştü. Başını bir zamanlar tükürdüğü eşikliğe koydu. Bana son defa yavşak fedai der gibi baktı. Ela gözlerindeki ışık söndü. Tarih 12 Haziran 1964 günlerden Pazartesi saat 1130'dur. Adliye yetkilileri gerekli işlemi yaptı. Olayın faili olarak Rahmetli Hacı Hasan Emet tutuklandı. Kimse inanmadı. Berduş'un cesedi götürüldü. Namazının kılınmadığı söylenir. Arkasını arayan olmadı. Mezarı eski mezarlığı sonundadır KAYNAKLAR 1.Bolvadin Nüfus Müdürlüğü, Kayıt Defterleri 2.Bolvadin Nüfus Müdürlüğü,Ölüm vukuat Defterleri 3.Çifteler Hamidiye Öğretmen Lisesi öğrenci kütüğü

Diğer haberler için tıklayın