Yoksa O İlçe Bolvadin mi?

COVİD-19 salgını ortaya çıktığı günlerde gelişmiş batılı ülkelerin de arasında bulunduğu birçok hükümet “kitle bağışıklığına” yöneldi. Ancak ne denli ağır fatura çıkardığını kısa sürede fark edip, tedbirlere geçti, ancak yine de ağırdan da olsa kitle bağışıklığını da elden bırakmadı. Koronavirüs konusunda baştan bu yana teşhisleri, tedavi yöntemleri ile öne çıkan Prof. Dr. Alpay Azap ile dün sohbet ederken başından geçen önemli bir olaydan söz etti. Aktardığına göre tanıdığı birisi kendi ilçelerindeki vaka sayısı hakkında bilgi aktarmış. KAPATIN İLÇENİZİ HASTA OLMAZSINIZ Bakmışlar veriler doğru… İlçenin nüfusu ile orantı kurmuş, olması gereken kitle bağışıklığına ulaşıldığını belirtmiş… “Eğer yapabiliyorsanız kapatın ilçenizi kimse girip çıkmasın veya kontrollü giriş çıkış yaptırın, bir daha sorun yaşamazsınız” tavsiyesinde bulunmuş. Prof. Dr. Azap, bunu belirtmekle birlikte grip gibi ikinci kez yakalanma riskinin bulunduğunu da anımsattı. İlçede yaşayanların bir başkasıyla temas etmemesi veya denetimli kontrol halinde herhangi sorunla karşılaşmadan sağlıklı kalacaklarına vurgu yaptı. ADI BENDE SAKLI Ankara çevresindeki bir ilin ilçesinin adını söyledi ama yazılmasını da istemedi, nedeni çok yüksek ilgi görüp ikinci kez insanların hastalığa yakalanma riski… Şurası açık ki, daha küçük yerleşimlerde kitle bağışıklığına ulaşma şansı yakalanabilir. Ancak büyük kentler için bunu söylemek pek olası değil gibi görünüyor. Tabii her gün çevremizdeki insanların veya yakınlarının Covid-19 enfeksiyonuna yakalandığı haberini aldığımız Ankara’da da yakında kitle bağışıklığına ulaşıldığı haberi alınırsa şaşmamak gerekir. RİSK İLETİŞİM PLANI Peki buna ilişkin önlem alınıyor mu, toplumun doğruya yönlenmesinin sağlanması için hazırlık var mı? Aktarıldığına göre risk iletişim planına ilişkin bir düzenleme yapılmış. Sivil toplum özellikle kadınlara yönelik bazı çalışmalar başlamış. Grip salgınının hızının yavaş yavaş hissedildiği, çoğu kişinin boğaz ağrısı ile hastaneye taşındığı bugünlerde iletişimin doğru kurulmamasının yaratacağı risk daha da artar. Özellikle de vaka sayısının doğru paylaşılması kaçınılmazdır, veri üzerindeki kuşkunun kaldırılması da bunun başında gelir. Yoksa iletişimi baştan kaybettiniz demektir. Güven olmayınca da bir süre sonra her hastalığa yakalananın üreteceği tepki de önü alınmaz seviyeye yükselir. AŞI İLE BİRLİKTE İLAÇ Dolayısıyla bilimin aşı veya ilaç üretmesinden başka çareniz de kalmaz… Anlaşılan o ki bilim insanları da bu durumu görmüş olacak ki aşı çalışmasının yanında 300’e yakın firma da ilaç çalışmasına başlamış. Bugün kullanılan ilaçlardan çok daha etkili, 14 gün yerine grip gibi 3-4 gün karantinada kalmayı yeterli hale getiren ilaçların yakında çıkacağından söz edildi. Bir Türk hekim de çok rahatsız edici PSR testi yerine, ağızda çalkalanan sıvı ile hastalık tespitini yapan kit geliştirmiş. Bir gün yerine 40 dakikada tanıyı ortaya çıkaran bu kit, PSR’dan 20 kat fazla pozitif vaka yakalamış. Yani teşhiste hızlı ve çok daha çabuk ulaşılabilen bir seviyeye gelinmiş...............

Diğer haberler için tıklayın