BOLVADİNLİ AHMET HIFZI'NIN ŞİİRLERİNDE

Tevallasın,teberrasın bilen dostlara aşk olsun Temennasın tesellasın bulan dostlara aşk olsun Dr. Muharrem Bayar 1.ON İKİ İMAMLAR VE İMAMET GELENEĞİ İmamet geleneği Hz. Ali ile başlar. Peygamber'den sonra gelen inanç önderidir. 1.İmamdır. 1.İmam Ali Hz. Muhammet'in amcası Ebu Talip'in oğludur. Annesi Eset kızı Fatima'dır. 598 Yılında Mekke'de doğdu. Annesi Fatima, hamile olarak Kâbe'yi ziyaret ettiği sırada orada doğurmuş. Doğum haberini alan Hz. Muhammet, bu sıralarda Hatice ile üç aylık evli imiş ve amcası Ebu Talip'in evinde imiş. Kâbe'ye koşmuş ve bebek Ali'yi kucağına alıp amcası Ebu Talip'in evine dek götürmüş. Bebeğe ismini veren Hz. Muhammet'tir. Hz. Ali, Alevi ve Şiilere göre Oniki İmam'ın ilki ve Muhammet'in hak halefidir. İslam İçindeki Yeri ve Yaşam Mücadelesi Hz. Muhammet'in yaymaya başladığı, tek Tanrılı dine Arapçada “Tanrıya Teslim Olmak” anlamına gelen “Müslümanlık” denir. Dinini ve öğretisini yaymak çok zordu. İlk yıllarda daha çok akrabaları, yoksul kabile üyeleri, köleler arasında taraftar bulabiliyordu. Peygamber onlara: “Bütün insanların Tanrı huzurunda eşit olduğunu” anlatıyordu. Bu durum, kabile şeyhlerini ürkütüyor, hatta İslam'a düşman yapıyordu. “Ne demek, bir kabile reisi ile bir köle nasıl eşit olabilirdi”. Kureyşliler, Müslüman olanlara büyük işkenceler yapıyor hatta öldürüyorlardı. İlk Müslü-manların can güvenliği kalmayınca, Hz. Muhammet onları Medine'ye yönlendirdi. Medine, giderek Müslümanların merkezi olmaya başladı. Bu durum Kureyşliler'i çok rahatsız ediyordu. Çünkü Medine, Mekke ile Şam arasında kervan yolu üzerinde önemli bir kale idi. Kureyş ileri gelenleri çözüm ararken; Ebu Lehep, doğrudan doğruya Hz. Muhammet'in öldürülmesini önerdi. Bunun için her kabilenin ileri gelenlerinden bir suikast timi oluştu. Bu suikast girişimini öğrenen Hz.Muhammet, Ebu Bekir ile birlikte gizlice Medine'ye göç etti. Kendisine vekâleten amcası oğlu Ali'yi evinde bıraktı.(Şeyhbenderzade, 2006, 1: 175) Hz. Muhammet, Miladi 622 yılında Medine'ye göç ettiği gece kendi yatağına Hz.Ali yatmıştı. Suikastçılar peygamberin evine girdiklerinde yatağında Ali'yi gördüler. Mekkeliler'in İslâm peygamberini katletme kararı aldıkları hicret gecesinde Ali, canı pahasına Peygamber'in yatağında yatmıştı. Hz. Ali, Hz. Muhammet'in kendisine emanet ettiği malları sahiplerine verdikten sonra, Hz. Muhammet'in kızı Fatima'yı, kendi annesi Fatima'yı ve daha başkalarını da yanına alarak Medine'ye göç etti. Hz. Muhammet, 16 Mart 632 yılında Veda Haccı'ndan dönerken Mekke-Medine arasında “Gadir-i Hum” denen yerde mola vermişti. Kendisine eşlik eden binlerce hacının huzurunda Hz. Ali'nin elini tutarak; “Ben kimin Mevla'sı isem, Ali de onun Mevlasıdır” diyerek kendinden sonraki halifesini tayin etmişti. Buna rağmen Hz. Muhammet'in henüz cenazesi kaldırılmadan dönemin en güçlü kabilesi Kureyş ileri gelenleri acele olarak bir araya gelip, Hz.Ebu Bekir'i halife seçtiler (632-634). Bu durum, İslamda ilk kırılmaya, neden oldu. 2.İSLAM TARİHÇİLERİNİN KONUİLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİ Rıza Muzaffer: “Hz. Muhammet, Veda Hacı dönüşü Mekke ile Medine Arasında “Gadir-i Hum” denen vahada mola vermiş. Cemaatın ortasında, deve semerleri üzerine çıkarak herkesin duyacağı şekilde yüksek sesle şunları söylemiş: “Bilin ki ben kimin Mevlası isem, Ali de, onun Mevlası'dır. Allah'ım onu seveni sev, düşmanına düşman ol; ona yardım edene yardım et, onu hakir göreni hakir gör, nereye yönelirse halkı onunla beraber kıl”diyerek, müminlere emir buyurmuştur. Onu hilafetlerine tayin buyurduklarına, halktan onun için biat aldıklarına inanmaktayız.”(Gölpınarlı, 1978). İbn Hadid: “Kureyşliler, Halifeliğin Haşimiler'e kalmasından yana değillerdi. Bu makamı Haşimiler'in elinden almaya çalışıyorlardı.”(İbn Hadid, 3: 283). Yakubî, İbn-i Abbas ile Ömer arasında geçen bir konuşmayı şöyle aktarır: “Ey İbn-i Abbas! Allah'a yemin ederim ki, hakikaten amcan oğlu Ali, hilâfete en lâyık olan kimsedir! Ama Kureyşliler onu görmeye bile tahammül edemiyorlar!”(Yakubî, 2: 173). İbnul Esir: “Ömer şunu söylemiş: “Kureyşliler, Ali'yi halife olarak görmeye tahammül edemiyorlardı”. (İbnul Esir, 2: 137) Hz. Ali: "Kureyşliler Hz. Peygamber'e besledikleri kin ve düşmanlığı bana karşı sürdürdüler ve benim evlâtlarıma da aynı şeyi yapacaklar. Benim Kureyş'le bir alıp veremediğim yoktu; ben Allah ve Resulü'nün emri gereğince onlarla savaşmıştım.” (Yenabî'ul-Mevedde, s.111). Peygamberin damadı ve amcası oğlu Hz.Ali ve yandaşları, Hz.Ebu Bekir'in halifeliğini kabul etmediler. Şehbenderzade Ahmet Hilmi: “Ebu Bekir'in seçilişi anında istişare heyetinde bulunmayan Haşimilerle İmam Ali, taraftarları Ebu Bekir'e biat etmediler. Hatta Zübeyr bin Avm gibi gözü karalar, işi kılıçla halletmeye kadar heyecan gösterdiler. Ebu Süfyan ise Haşimileri ve İmam Ali'yi sürekli kışkırtıyordu. Lakin İmam Ali'nin büyük vicdanı böyle fesatlara yatkın değildi. Uğrunda savaştığı İslam'ı kurban etmek gibi alçak fikirlerde yer almadı. …Ebu Bekir'e gelince: Onun çevresinde de kışkırtıcılar vardı. Lakin o tedbiri elden bırakmadı. Bir süre İmam Ali'ye ve Haşimilere biat etme teklifinde bulunmadı.”(Şehbenderzade, 2006, 1: 260-261) Hz.Ali ve Peygamberin soyu Haşimiler'in Hz. Ebu Bekir'e biat etmediklerini tarihçi Taberi de şöyle anlatmaktadır: “Hz. Ebu Bekir halife olunca, Hz. Ali ona biat etmeyip, yanına gitmemiş. Hz.Ali'nin eşi Peygamber'in kızı Hz. Fatima ile amcası El Abbas, Peygamber'in bıraktığı mirası istemek için, Hz.Ebu Bekir'in yanına giderler. Ondan Peygamber'den kalan Fedek'deki araziden paylarını isterler. Halife Ebu Bekir onlara: “Resullah'tan şunu işittim: “Bizler miras bırakmayız; bıraktıklarımız sadakadır” diyerek onları geri çevirir. Bunun üzerine Fatima ona darıldı ve ölünceye dek konuşmadı. Hz. Fatima, babasından altı ay sonra vefat edince, halife Hz.Ebu Bekir, Hz.Ali'ye taziyeye geldi. Haşimoğulları da o zaman Hz.Ali'nin yanında toplanmışlardı. Hz.Ali ayağa kalkarak, Hz.Ebu Bekir'i selamlayıp gereken saygıyı gösterdi. Ona şöylededi: “Ey Ebu Bekir! Bizim sana bey'at etmeyişimiz, senin yeteneklerini, bilgi ve becerilerini inkâr ettiğimizden ve seni kıskandığımızdan değil. Biz bu görevin bizim hakkımız olduğunu ve sizin bunu keyfi bir şekilde baskı ile elimizden aldığınızdandır.” Hz. Ebu Bekir ağladı. Hz.Ali'ye şunları söyledi: “Allah'a ant olsun ki, senin Resullah'a yakınlığın, benim için kendi soyumdan daha sevgilidir. Sizinle aramızda olan mal sorununda ben, Resullah'ın söylediğini yerine getirdim. O şöyle demişti: “Biz Peygamberler miras bırakmayız. Bıraktıklarımız sadakadır. Bizi mailemiz bu mallardan ancak geçimlerini sağlarlar. İşte ben de onun söylediklerini yerine getirdim.” (Fığlalı, 1989, 33). Oysa Kur'anı Kerim Neml Suresi 27/16. Ayette veraset konusunda şöyle der: “Ve Süleyman, Dâvûd'a varis oldu...” (Yılmaz, 2011, 154). Hz.Ebu Bekir, 634 yılında vefat edince, İslam devletinin başına Hz.Ömer geçti. Ömer, on yıl boyunca ülkeyi yönetti. Halife Ömer, 644yılında, özgür bırakılan bir köle tarafından öldürüldü. Gölpınarlı'nın aktardığı kadarıyla, Ömer'in oluşturduğu on kişilik Şura'nın çoğunluğu onun akrabalarından oluşuyordu. Bu şura, onun yerine anne tarafından Kureyşli, baba tarafından Emevi soyundan gelen Osman'ın halifeliğini ilan etti (644-656).

Diğer haberler için tıklayın